Get Adobe Flash player

Bir avuç leblebi ..

 

Çanakkale18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü gelince hep aşağıdaki hikaye gelir aklıma;


Deliler gibi sevmişti Kamçılı köyünden Ali, köylüsü bir genç kızı… Öyle flört mlört yoktur Ali”nin zamanında. Adam gibi sevmeler ve adam gibi sevenler vardır… Oyuncak tutulmaz duygular, akıverdi mi gönül bir güzele, eridi mi yürek yağı yari görünce, düştü mü sevda ateşi kalbe, gecelerin rüyası gündüzlerin hülyası oldu mu sevilen, eğlenmek değil evlenmek ister yiğit oğlu yiğitler, er oğlu erler…

 

Kamçılı köyünden Ali de evlenmek ister, çölleri aşan Mecnun”u, dağları delen Ferhat”ı kıskandıracak sevgiyle sevdiği sevgilisiyle… Lakin bir türlü vermez kızın babası Ali”nin sevdasını… Araya girer köyün ileri gelenleri, razı ederler kızın babasını ve nihayet kavuşur Ali, bülbülü olduğu gülüne… Evlenirler…

 

Kısa bir süre sonra bir de oğulları olur, yuvası daha da şenlenir Kamçılı köyünden Ali”nin… Mutluluklarını sevinçlerini tarife kelime kalmamıştır artık… Lakin “Seferberlik” ilan edilir, vakit tarihe not düşmenin vaktidir, vakit vatan savunması, Çanakkale destanını yazmak vaktidir. Köyün muhtarı olan amcasına teslim eder Ali, eşi ve çocuğunu…

 

          Emmi karım ve çocuğum sana emanettir, emanetime iyi bak, emanetimi kolla…

 

Doyamamıştır Ali eşine ve çocuğuna; “Doyamadım… Doyamadım… Karıma, oğluma doyamadım…” yakınmalarıyla ayrılır köyünden…

 

Ölüm emrinin verildiği meydandır Çanakkale, çok geçmeden Ali”nin şehit olduğu haberi ulaşır Kamçılı köyüne… Evin korunması, tarlaların sürülmesi, hayvanların bakılması ve o zor şartlarda geçimin sağlanması gerek… Dahası henüz çok küçük olan şehid oğluna bir baba gerek… Köyün çobanı Şevket”le evlendirilir Ali”nin karısı… İki çocuk daha katılır aileye… Fakat Şevket”in de Milli Mücadele”ye katılması gerekir…

 

Cephede her ne yapmışsa “Deli Paşa” diye anılan Şevket, bir İstiklal Madalyasıyla köye geri döner, İstiklal Harbi sonrası…

 

Günlerden birgün Ali çıkar gelir köyüne… Esaretten dönmüştür Ali… Önce köyün kahvehanesine uğrar… Herkes şaşkına dönmüştür, bir tuhaf olurlar. Fakat kimse ne yapıp ne edeceğini bilemez. “Senin ölüm haberin gelmişti…” diyebilirler ancak binbir güçlükle… “Doğrudur” der ali, “birçok arkadaşa öyle yanlış haber gitmiş, ama ben esirdim ve ancak dönebildim”.

 

Fazla duramaz Ali, herkesle kucaklaştıktan sonra doruğa ulaşan kavuşma heyecanıyla amcasının yanına koşar…  Amcası da şaşkına dönmüştür Ali”nin…

 

          Benim karım ne oldu? Sana emanet etmiştim, sağ mı hala?…

 

Bir süre konuşamaz, ne diyeceğini bilemez amcası… Fakat çaresiz söylemek gerek…

 

          Oğlum, bu işlerde darılma olmaz. Senin şehid olduğun haberi şubeden resmen bildirilince, karına ve oğluna sahip çıksın diye köyün çobanı Şevket”le evlendirdik. İki de çocukları oldu…

 

Bir anda benzi sapsarı olur Ali”nin, sanki kaynar sular dökülür başından aşağı… Büyük bir yıkılmışlıkla ayağa kalkar. Omuzları öne düşer ve daha bir yakınlaşır yüzü yere… “Ama, ama ben sadece onlara kavuşmak için yaşamıştım bunca sene…” diyebilir sadece, neredeyse fısıldayarak…

Öylece kalakalır uzun bir süre, sessizce… Bir süre sonra toplar kendini, “Benim bir oğlum vardı, o ne oldu?” diye sorar. Amcası meydanda oynayan çocukları gösterir, “İşte bak, orada kardeşleriyle oynuyor” der. Sendeleyerek dışarı çıkar, çocukların yanına gider Ali. Eğilir kucaklar oğlunu, öper, koklar, okşar, okşar… Sonra da cebinden itinayla çıkardığı, belki de son kuruşuyla aldığı leblebi paketini açar ve oğlunun cebine doldurur bir avuç leblebiyi…

 

Yavaş yavaş ayağa kalkar, Ali. Hiç kimseye hiç bir şey demeden, göz yaşlarını sile sile köyden ayrılır. Ve bir daha da hiç haber alan olmaz Ali”den…

 

İşte Ali”den sonra oldu olanlar… Şimdi ne zaman bir avuç leblebi görsem, dolar gözlerim ve kimse anlamaz neler olduğunu…  

 

Lakin gitip dönmeyen nice Aliler, Ahmetler, Mehmetler, Osmanlar ve kınalı kuzular vardır Çanakkale”de… Bir Fatiha”dan öte bir şey de gelmez bu aciz elimden… Fakat bilirim, Fatihaları, vatan toprağını kanlarıyla sulayan o şehidlerin ihtiyacından ziyade, yarın mahşer meydanında “Bu da bize Fatiha okumuştu” derler, şahitlik ederler diye okurum…

 

Zira o büyük şairin dediği gibi;

 

Ey Şehid oğlu Şehid, isteme benden makber,

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber…

Share

One Response to “Bir avuç leblebi ..”

  • namık:

    çanakkale gibi vatan şuuruyla yanan şehitlerimizi düşündükçe bugünüme ağlıyorum……ağlıyorum vatan kıymeti bilmeyenlere sahtekarlara nerde o yüce şanlı şehitlerimiz bunları gördükçe kemikleri sızlar bunun için mi canımızı verdik diye…….

Leave a Reply